Hüseyin KURT
LOZAN ANTLAŞMASI
24.07.2019

LOZAN ANTLAŞMASI

Mudanya Mütarekesi sonucu kesin barış antlaşması görüşmelerine gidilmiş ve tarafsız bir ülkenin şehri olan Lozan, müzakerelerin cereyan edeceği yer olarak seçilmiştir.

Lozan Barış konferansında, yalnız Yunanistan’la bir hesaplaşma, harbe son veren bir barış antlaşması akdi bahis konusu olmamakta, aynı zamanda Birinci Dünya Harbinin galipleri ile hesaplaşma, hukuki ve siyasi yönden uyuşmazlıkları çözümleme, yüzyıllardan beri sürüklene gelen problemlere hal çaresi aranmakta idi. Açıkça, bütün Doğu Meselesi, konferansın ağırlık merkezini teşkil ediyordu.

Barış konferansı, 20 Kasım 1922 Salı günü saat 16’da Lozan şehrinin Mont Benon gazinosunda toplanmıştır.

Tarafsız İsviçre Federal Devletinin Başkanı Monsieur Habb’ın konuşması ile açılan konferansta, Lord Gurzon’dan sonra söz alan İsmet Paşa ( İnönü ), daha ilk andan itibaren İstiklal ve Hâkimiyet davasını önemle belirtmiş, “ çok ıstırap çektik, çok kan akıttık, bütün medeni milletler gibi hürriyet ve istiklal istiyoruz.” Diyerek sesini durmuştu.

Lozan Barışı, İstiklal Savaşına son veren ve O’nu milletler arası münasebetlerde değerlendiren, gerçekten önemli ve büyük eserdir. Eserin büyüklüğünü, Lozan Barış Antlaşmasını, Birinci Dünya Harbine son veren barış antlaşmaları ile mukayese etmekle ve Lozan Barış Antlaşmasının kapsamını tetkik ederek ortaya koymak mümkündür. Lozan Barış Antlaşması, Birinci Dünya Harbine son veren, İtilaf Devletleri ile Almanya’nın imza ettiği   Versailles, İtilaf Devletleri ile Avusturya’nın aktettikleri Saint – Germain, İtilaf Devletleri ile Bulgaristan arasında yapılan Neuilly, İtilaf Devletleri ile Macaristan arasındaki Trianon ve İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devletinin murahhasları arasında imzalanan ve Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından reddedilen Sevr  Barış Antlaşmalarından şekil ve muhteva bakımından tamamen ayrılır.

a ) Birinci Cihan Harbine son veren barış antlaşmaları, harbin galipleri tarafından hazırlanmış ve mağlup devletlere zorla dikte ettirilmiştir.

Lozan Barış Antlaşması ise devletlerin eşitliği prensibine saygı esasına göre hazırlanmış, karşılıklı anlaşma ve uzlaşma yolu ile barışa varılmıştır.

b ) Birinci Cihan Harbine son veren barış antlaşmalarının hepsinin baş kısmında, Milletler Cemiyeti Misak’I yer almıştır. Lozan Barış Antlaşmasında, Milletler Cemiyeti Misak’I yer almamakla, şekil bakımından diğer barış antlaşmalarından ayrılmıştır.

c ) Harpten sonraki barış antlaşmalarında harp tamiratı, mağlüp devletler için ağır bir mali yük teşkil etmiştir. Lozan Barış Antlaşmasında böyle ağır bir yüke yer verilmemiştir.

d ) Harp sonrası barış antlaşmalarında, mağlup devletler, savunma haklarından ya tamamen mahrum bırakılmışlar veya bu hakları geniş ölçüde tehdit edilmiştir.

Lozan’da genel anlamda İstiklal ve Hakimiyet’I Sınırlayacak bir hükme yer verilmemiştir.

e ) Harbe son veren barış antlaşmalarında, iktisadı ve ticari hususlarda sınırlayıcı hükümler yer almaktadır. Lozan’da buna benzer hükümler mevcut değildir.

f ) Harp sonrası barış antlaşmalarında galip devletlerle, mağlup devletler arasında harpten önce akdedilen antlaşmalardan hangisinin yeniden yürürlüğe girmesi hususunda, galip devletlerin seçim hakkı, tercih hakkı vardır. Lozan Barış Antlaşması ile Yeni Türkiye, harpten önceki bütün mukaveleli mükellefiyetlerden kurtulmuştur.

g ) Özellikle çağımızda arz ettiği önem bakımından, Birinci Cihan Harbi sonucu akdedilen hiçbir barış antlaşmasının yaşamadığı, Lozan Barış Antlaşmasının ise akitler arasında hala makbul ve muteber olduğu, koruduğu hukukiye siyasi düzenin devam ettiği dikkati çekmektedir. İsmet İnönü’nün deyimi ile, Lozan Muahedesi, Türkiye için esaslı değerini ve uluslararası münasebetlerde kılavuz olacak ilkeleri taşımakta devam etmektedir.

Sevr ile Türkiye, üç küsur milyonluk bir kaç vilayete inhisar ediyor ve bu şartlar altında da her yönden İstiklal ve Hâkimiyetinden mahrum bırakılıyordu. Sevr, Osmanlı Devletinin bir devlet olarak yaşamasına ve devamına imkân bırakmıyor, Türker’i esarete mahkûm ediyordu. Lozan Barış Antlaşması ise, Türk Milletine, hürriyet ve yükselme imkânlarını sağlamakla beraber, milletlerarası hayatta O’na şerefli bir mevki temin ediyor, istiklaline saygı gösterilen bir devlet haline geliyordu.

Lozan, bir kül olarak doğu ile batının hesaplaşmasıdır.

Lozan barış Antlaşması ön sözünde;  devletlerin istiklal ve hakimiyetine hürmet edilmesi esasına hürmet edilmesi  esasına riayet  edilmesi prensibine yer vermiştir. Bu prensip Yeni Türkiye’nin, Birinci Cihan Harbi galipleri ile müsavi şartlar altında, Lozan’da siyasi mücadeleye girdiğini gösteren bir hükümdür. Türk İstiklal ve Hâkimiyetinin tanınması bakımından da önem arz eder.

Lozan Barış Antlaşması, Türk İstiklal savaşının sağladığı, Türk Milleti’nin hayati haklarını ve emellerini gerçekleştirdiği bir eserdir. Lozan aynı zamanda, Ortadoğu’nun en önemli bir bölgesinde devamlı bir barış ve güvenliği kurmak ve devam ettirmekle dünya barışına da hizmet etmiştir.

Lozan, yoksulluğun, mahrumiyetin hatta ölümün yenemediği Türk azmi karşısında, eski Yunan hariciye Nazırı G. Streict’in ifadesiyle; “ Bütün devletlerin boyun eğmelerini hüccetleyen bir vesikadır.

Şerefli bir mücadelenin sonunda Lozan’da hukuki ve siyasi yönden başarıya ulaşan Türk davası karşısında, İngiliz Diplomatı Lioyd George; “ Lozan, İngiltere’nin bu vakte kadar akdettiği muahedelerin en alçaltıcısıdır “ demiştir.

Türk Devrimini yakından izleyen Dr. Stephan Ronart, Kurtuluş Savaşını hukuki ve siyasi zafere ulaştıran Lozan barışını şöyle ifade etmektedir:

“ Lozan Muahedesi, Büyük Harbin dikte edilmemiş, müzakere edilmiş ilk sulhu idi. Bu sulh aynı zamanda, hem silahın hem siyasetin zaferi idi. Lozan’da temsil edilen on iki devletini menfaat çatışmaları ortasında, Ruhr işgalinin kargaşalıkları ortasında, petrol mücadelelerinin, milyonlarla oynayan cihan maliyeciliğinin cihan hâkimiyet politikaları ortasında kazanılmıştı. Önceden çizilmiş hattan sapmayarak, kademe kademe, merhale merhale, tam dokuz aylık bir çekişmeden sonra… Bu zafer, hemen hemen, bütün dünyanın elinden kopara kopara alınmıştı. Sevr’den hiçbir şey kalmamıştı. Osmanlı devrinin, küçük düşüren, yüz kızartan, bütün hatıraları silinmiş, kazınmıştı.

Kapitülasyonlar, kontroller, nüfuz mıntıkaları, mali komiserler… Bütün bunlar, artık fena bir rüyanın ağır kâbusları idi, geçmişlerdi. Asırların hesabı görülmüş; temizlenmişti. Bundan böyle, milli politika ve ekonomisinde ne had ne şart ne de herhangi bir kayıt tanıyan müstakil, yeni, tam bir Türk Devleti, yaşanan bir varlık, gözle görünen, elle tutulan bir gerçeklik olmuştur.”

Lozan Antlaşması, Osmanlı Saltanat yönetiminin imzaladığı, ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin hiç bir zaman tanımadığı Sevres sözleşmesini ortadan kaldırdı.

Mustafa Kemal Paşa, Lozan Antlaşmasını şöyle değerlendiriyordu:

“ Bu antlaşma, Türk Ulusuna karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşmasıyla tamamlandığı sanılmış büyük bir yok – etme eyleminin çökertilişini anlatan bir belgedir. Osmanlı Tarihinde benzeri bulunmayan bir siyasal zaferin eseridir.”

24 Temmuz 1923 – 24 Temmuz 2019

Türkiye’nin tapusu Lozan Antlaşmasının, imza edilişinin 96. Yılı, Büyük Türk Milleti’ne kutlu olsun.   24 Temmuz 2019                              

Kaynak:

1) Türk İnkılap Tarihi ( Prof. Dr. Hamza Eroğlu )

2 ) Cumhuriyet Çınarı ( Prof. Dr. Özer Ozankaya )

 

 


Bu makale 4311 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları