Ömer YERLİKAYA
Satır Başlıkları?
08.11.2019

Satır Başlıkları…

Sevgili okurlar önce futboldan söz edelim. Trabzonspor ve Fenerbahçe yenilgileri taraftarı adeta şok etti. İki takım da altın değerinde üç puanı elinden kaçırdı. Maçlarda ki hakem hataları vara gidilmeyişi gibi nedenler öne sürülüyor ama şu gerçek hep gözden kaçıyor. Her iki takımda eğer şampiyon olmak için oynuyorsa biri evinde göz tepeye diğeri Kayseri de Kayseri spora yenilmeyecek. Şampiyonluğun kuralı budur. Ligin en alt takımlarına böylesi maçlarda yenilirseniz şampiyonluğu ancak rüyanızda görürsünüz. İki takımada hakem hatası yapıldı. Bunu hemen herkes kabul ediyor. Kırmızı kartlar verilmedi, pozisyonlar gereği gibi cezalandırılmadı… Hakem vara bile gitme ihtiyacını hissetmiyor. Vardan da kimse hakemi uyarmıyor. Pozisyonu atladın, gel vardan bak ve doğru olanı yap, demiyor. Kayseri beraberliğe çoktan razı iken üç altın puanla tanıştı. Göztepe fark yememe hesapları yaparken o da üç altın puanın sahibi oldu. Bir önceki maçta evindi dört gol ile yenil sonra gel Trabzon sporu yeniver.

İşte bizim liglerimiz bu havada esip gidiyor. Hemen her takım on bir yabancı ile sahaya çıkıyor. Liglerimizi yabancı liglerine döndü. Ve kalite giderek düşüyor. İstikrar yok oldu, futbol yok oldu, kulüp yönetimleri çekişme için de birbirini yiyip bitiriyor. Galatasaray’ın meclis başkanı canlı yayında başkana sokulup; az öteye git diye dirsek atıyor. Aralarında tartışma çıkıyor. Hepsi bir araya gelince süper ligin görüntüsü, kalitesi giderek yok oluyor. On bir yabancının oynatılması gerçekten son derece zararlı, futbolumuzu bitirmek için bir oyun gibi sergileniyor. Artık yerli futbolcuyu kazanmak alt yapılardan futbolcu yetiştirmek çok zor... İlk sırada olan Alanya spor bütün zamanların en az galibiyetiyle lider durumda bulunuyor. Süper ligde ve diğer liglerimizde işler futbol adına iyi gitmiyor. Milli takıma gelince Şenol hocayla iyi bir hava yakaladı. Şimdilik milli takımı Avrupa da top koşturan oyuncular sırtlayıp götürüyor.

                Şimdi biraz ekonomiden söz edelim.  

Bilindiği gibi Ekim ayı enflasyonu 2 olarak açıklandı ve yıllık enflasyon 8,5 olarak belirlendi. Ancak devlet resmi işlerinde enflasyon rakamını 28,5 olarak baz alıyor. Ve sabah gazetesi en kral manşetini atıyor; “Ekonomimiz uçuyor.” Acaba gerçekten uçuyor muyuz? Bunun en kolay yolu sokağa inip pazarı dolaşmaktır. Tüketici, pazar fiyatlarını görünce uçmadığını hemen anlıyor. Zira her şey çok pahalı ve fiyatı her ay zamlanıyor. Gerçek enflasyonun yüzde ellilerin üzerinde olduğunu söyleyen ekonomistlerde var. Bir yıl için de hemen her tüketiciyi çok yakından ilgilendiren temel ürünlere, örneğin; elektriğe, doğalgaza, akaryakıta, temel gıda ürünlerine yüzde elli ve bazılarında üzerine çıkan oranlarda zamlar yapıldı. Bu ürünlerin enflasyonu etkilememiş olması düşünülemez. Ve önümüzde sekiz buçuklu bir enflasyon rakamı var. Yakında ocak zamları verilecek emeklisi, çalışanı yine son derece düşük zamlarla idare etmek zorunda kalacak demektir. Dahası açıklanan enflasyona sokaktaki insan inanmıyor. Bu güven kaybı yaşandıkça gerçek enflasyon düşse bile inandırıcı olması çok zordur. Tüketici her geçen ay rahatladığını görür ve cebinde parası kalırsa sorun olmaz. Aksi durumda yapılan özendirici açıklamaların fazla bir değeri bulunmuyor.

                Bir parça hastanelerden söz edelim.  

Kışla birlikte hastalıklar gereğinden çok artış gösteriyor. Poliklinikler dolup taşıyor. Yoğun bakımlarda yer olmuyor. Hastalar Rize, Trabzon, Erzurum ve hatta Giresun’a kadar yönlendiriliyor. Nerede yer varsa hasta o ile yönlendiriliyor. Tokat ise Tokat’a hasta gönderiliyor. Doktorların işi çok zor hemen hepsi polikliniklerde yüz hastanın üzerine çıkıyor. Poliklinikler, acil servis hasta ile dolu. Bir doktorun onca hastaya yetişmesi, şifa dağıtması çok zor... Her gün aynı yoğunluk yaşanınca da doktor verimi düşüyor. Dolayısıyla il dışına gidildiğinde oralarda farklı neticeler ortaya çıkabiliyor.

Kış geldi mi zorlu geliyor ve mevsimsel zorluklarını beraberinde getiriyor. Hastalıklar, parasal sorunlar, ısınma derdi, ekstra masraflar derken baharın zindeliğinden ve bereketinden uzak; soğuk, rutubetli, kasvetli günler sürüp gidiyor. Ancak her şeyden önemlisi sağlık, sağlığımıza dikkat etmeliyiz.

                                                                                                                                                             Sevgiyle kalın.


Bu makale 189 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları
Serhad Artvin Gazetesi © 2012 Tüm Hakları Saklıdır.
İnönü Caddesi. Karahan İşhanı No:16/A - ARTVİN -- Tel :0(466) 212 11 29 - Faks: 0(466) 212 38 84 - E-Posta: osengun{at}hotmail.com