Ömer YERLİKAYA
Bir ömrün güncesi?
15.11.2019

Bir ömrün güncesi…  

Sevgili okurlar yaşadığımızı hayatı hep çeliştirir dururuz, sorgularız biçimden biçime sokarız. Hayat garipseriz, kimine göre çok kısa kimine göre normal kimine göre ise de yeterli bir süredir. Hangi şekliyle olursa olsun insan dünyaya geliyor, yaşıyor ve ebediyete göçüp gidiyor. İnsan genç yaşında da yaşamını yitirse, oldukça uzun yıllar yaşayıp yaşlansa da sonunda ölüp gidiyor. Bu bütün canlılar için vazgeçilmez bir kuraldır. Bu dünya ölümlü bir dünyadır. İnsanoğlunun yaşadığı hayatında iz bırakması, olumlu katkılar sunması gerekiyor. Günü birlik yaşayan, hiçbir şeyi umursamayan, vurdumduymaz, sorumsuz ve gününü gün etmeye çalışan insanımızda var aramızda. Üzülmezler, bir şeyi kendilerine dert etmezler, dünya yanmış umurlarında bile olmaz.

Sanki dünyaya gezmek, gününü gün etmek ve eğlenmek için gelmiştir.

Bir bakıma insanlarla ve yaşadığı hayatla dalga geçer. Akşamı sabahı hiç belli olmaz. Nerede akşamlarsa orada sabahlar. Aldısı verdisi umurunda değildir. Kendi adına mutludurlar. Hayatı diledikleri gibi yaşamayı severler. Keyiflerine düşkün oldukları içinde başkalarına zarar verip vermediklerine bakmazlar. Bir ömrün güncesini böyle sürdürürler. Bir işi nasıl tutarsan öyle gider misali şen ve şakrak oldukları içinde ömürleri böyle geçip gider. Ama bu hayatta farklı insanlarda vardır. İlkeli yaşamayı, toplumsal sorunlara eğilmeyi, donatılı olmayı isterler. Duyarlıdırlar. Hemen her konu hakkında ilgi duymaya özen gösterirler. İnsanlığı tehdit eden ne varsa karşısına dikilir elinden gelen bütün çabasını gösterir. Bunu yaparken düşüncesin de yalnızca toplum vardır, insanların geleceği vardır. Paylaşımcı oldukları için de hemen her sorunla her insanla ilgilenirler. Toplumun gelişimi için yardımcı olurlar. Eserleri ile iz bırakırlar. Böyle insanların ömürleri kısa bile olsa yaptıkları ile uzun süre adlarından söz ederler ve unutulmazlar.

Bir ömrün güncesini oldukça zenginleştirmişlerdir.

Toplumda iz bırakmak önemlidir.

İnsanlık için emek sarf edenler bu dünyada en güzel hizmeti ifa ediyor demektir. Sorumluluk duygusuna sahip her insan elinden geldiğince kamu yararı üretmeye ve insanlık için faydalı olmaya çalışır. Toplumumuzda bu tip insanların sayısı arttıkça toplumsan zenginlik, ahenk ve dayanışma giderek yükselir. Bunun karşılığı huzur ve mutlulukla eş değer bir yaşam demektir. Huzurlu bir insan komşusunun da huzurlu olmasını ister. Bilir ki komşusu huzurlu olunca kendi huzuru bozulmayacaktır. Basit düşünce budur. Bu düşünce ile hareket edildiğinde sevgiyi, huzuru, hoşgörüyü çoğaltabiliyorsak sokakta mutlu ve gülen yüzlü insanların sayılarını da çoğaltabiliriz demektir.

Bir bakıma insanoğlu geleceği ile ilgili her şeyine yine kendisi karar veriyor.

Gelecekle ilgili akıllı, mantıklı ve tutarlı kararlar verilebilirse bu hemen herkesin işine yarar. Gelecek planlaması yapan bir insan başkasına zarar vermekten kaçınır.

Bu dünyada en mutlu kişi mutluluk veren kişidir.

İnsanoğlu yaşamsal biyografisine her şeyi sığdırabiliyor; iyilikler, kötülükler, sevgi, sadakat, kin, nefret duyguları… Sevgi ve güzellikler ağır basınca da vicdani bir rahatlama ve insani bir huzur kalplere yayılır. Yaşamın için de her türden her duygudan insanı görmek mümkündür. İnsan eğitilebilir bir kıvamdadır. Aile için de eğitilen her çocuk önce ailesine, yakınlarına sonra çevresine ve sonunda insanlık için fayda sağlamaya meyilli yetiştirilmelidir. İnsanlığın ve insanın sadakati bu olmalıdır. Kuşkusuz her insan iyi niyetle hareket edebilse yeryüzünde hiçbir kötülük olmaz. Her insan diğerini kardeşi gibi görür ve kötülük yapmaktan çekinir.

İnsanın sırrı çözülmedikçe dünya bu görüntülere hep hasret kalacaktır. Bir ömrün güncesi insanın yaşamsal edinimidir. Dağarcığını iyi ve faziletli şeylerle dolduran en karlı olan insandır. Bütün bunları yapmak için çaba gerekir, emek gerekir, yaptırım gerekir. Yani iyilik yapmanın bir bedeli vardır. Oysa kötülük bir bedel istemez. Karşınıza çıkan ilk insana kötü şeyler söyler kalbini kırar hırsınızı ondan çıkarırsanız bir anda kötü birisi olur çıkarsınız. Sözün özü kötülük yapmak kolaydır, iyilik yapmak kolay değildir.

                                                                                                                                                             Sevgiyle kalın.


Bu makale 225 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları
Serhad Artvin Gazetesi © 2012 Tüm Hakları Saklıdır.
İnönü Caddesi. Karahan İşhanı No:16/A - ARTVİN -- Tel :0(466) 212 11 29 - Faks: 0(466) 212 38 84 - E-Posta: osengun{at}hotmail.com