Ömer YERLİKAYA
Dünya inanılmaz bir hızla değişiyor?
22.05.2020

Dünya inanılmaz bir hızla değişiyor…

2020 yılı gezegenimize iyi gelmedi. Bir kâbus gibi başlamasına neden olan corona virüsü salgını Çin'den sonra bütün dünyaya yayılmıştı. Salgın şu ana kadar 4 milyondan fazla kişiyi enfekte ederken, açıklanan son verilere göre dünya çapında üç yüz otuz binin üzerinde can kaybına da neden olmuş durumda. Ne yazık ki bu sayılar giderek yükseliyor. Dünya sağlık örgütü mücadelenin gerisinde kaldı. Gerekli ikaz ve uyarılarının yapılmasında geç kalındı. Bu durum daha vahim sonuçlar doğurdu.   

                Dünyada kayıt dışı günü birlik çalışan iki milyar civarında insan var. Günlük işler yapıyor ve evine günlük para götürüyor. Virüse karşı en açık ve en riskli grup olarak da bu kesim gösteriliyor. Bu kesimin bir başka sorunu daha var. Bir gün işe çıkmasa evine ekmek götüremiyor. Hem riskli bir grup hem geliri sokağa çıkmasıyla ilintili bir gruptan söz ediyoruz. Yasaklarda evde kalıp sokağa çıkamayınca önemli sıkıntılar yaşadıklarını biliyoruz. 

Dünya hava yolları ulaşımı şu ana kadar iki yüz elli milyar dolar zarar etmiş durumda. Ve beraberinde pek çok sektörde önemli zararlar yaşanıyor. Bu durum hem işsizlik sayısını artırıyor hem yeni oluşacak istihdamın da önünü kesiyor. Virüsün ekonomik boyutu giderek olumsuz boyutta büyüme gösteriyor. Ekonomik zarar bireylere kadar yansıyor.

Sokağa çıkma yasağı olan büyük şehirlerde halk tecrübe kazandı. Neyi ne zaman nasıl ve ne kadar alacağını artık iyi hesap ediyor. Bir tek sorun var vaka sayısı ve ölümler giderek azalmaya başlayınca gereğinden çok bir gevşeme yaşanıyor. Sosyal mesafe, fiziki durum tamamıyla ihlal ediliyor. Sosyal mesafesiz panik alışverişleri yaşanıyor. Ülkemizde ulusal zincirleri olan marketler ayda bir iki sefer ürün tanıtımı yaparak mağazalarında satıyor. Her seferin de değişik bir ürün tanıtılıyor piyasa fiyatlarının çok altında cazip fiyatlarla sunumu yapılıyor ya; kalite konusunda hiç değinmeyelim zira paranın olmadığı yerden kaliteden söz etmek doğru olmaz. İşte o ürünlerden satın alabilmek için sosyal mesafeleri ve maskeleri hiçe sayarak ürün mağazasının kapısında kuyruklar oluşuyor. Mesele virüs filan değil şu batan geminin malını satın almakta yatıyor. Adeta panik alıveriş yaşanıyor. İlgi korona virüsüne değil ürüne yoğunlaşıyor.

Maskeler tamamıyla gösteriş olarak kullanılmaya başlandı. Aman maskesiz yakalanmayayım, aman polis görmesin endişesiyle yere düşen maskesini bile alıp takanlarımız bile söz konusu. Ceza derken şunu da söyleyelim. Korona konusunda kuralları ihlal eden otuz bin kişiye virüs cezası kesildi. Tabii ki ceza bizde önlem olarak görülmüyor. Bütün mesele şudur; kurallar ihmal edilir ve panik alışverişleri artarsa işte o zaman istenen durumun tam aksi bir durum yaşanır ve Allah korusun ikinci bir dalga daha şiddetli gelebilir.

Dünya inanılmaz bir hızla değişiyor. Değişimin temelinde bilgi yatar. Bilgi toplumları değişime ilk ayak uyduran toplumlardır. Ben görmediğim düşmana yenilmem, böyle bir şeyin varlığına bile inanmam, bana bir şey olmaz düşüncesin de olan birisi bilgi toplumu için de değil cehalet toplumu içindedir. Bu kişiyi değiştirmek ancak onun alacağı eğitimiyle mümkündür ve bu uzun bir zaman dilimi gerektirir. Harita üzerin de Kıbrıs’ın nerede olduğunu bilmeyen, Osmanlı imparatorluğunu kim kurdu sorusuna cevap veremeyenler, dinin çok kolay ve basit temel ilkelerine susup tek cevap veremeyenler… Bu sayı o denli çok ki insanın gözü korkuyor. Oysa bu türden sorular çok kısa bir eğitim ve günlük yaşam çizgisiyle aşılabilecek türden şeylerdir. Ne yazık ki bir türlü aşamıyoruz. Kitap okumuyoruz, gazete dergi okumuyoruz ama yeri geldiğin de mangalda kül bırakmıyoruz; iyi de bu rüzgâr nereden geliyor?  

Bir kişinin eğitilmeden analitik yorum yapması beklenemez. Bu bakımdan okumak analitik yorum yapmak içindir. Günümüz de bu yorumlara önemli ihtiyaç duyulmaktadır. Her insanın kendi düşünceleri ve bir vizyonu olabilmelidir. Köklü bir geçmişimizin var olması tabii ki geleceğimizi şekillendirmekten uzaktır. Bu konuda çaba gösterip bir şeyler yapmalı ve yaşamın her alanında katkılar sunabilmeliyiz. Eğer gerekli şeyleri yapamazsak en güçsüz durumumuzu yaşayabiliriz.

                Dünya hızla değişiyor. Bu gerçeği içimize sindirebilmeliyiz. Ve arkasından değişime ayak uydurabilmeliyiz. Bunun en başında kurallara uymak ve bilimin öngörüsü altında hareket etmektir. Hemen her kaynakta sokağa en az çıkan ve kurallara en çok uyulan kesim sadece çocuklardır. Bunu niye yapıyoruz? Kurallara uymaktan çok çocuklarımızı gösterdiğimiz aşırı sevgi yüzünden onları korumaya çalışıyoruz. Aman onlara bir şey olmasın. Düşünce çok güzel ama kuralları ihmal eden bir yetişkin pozitif hale gelince en sevdiklerini tehlikeye soktuğunu bilmiyor bile; bana bir şey olmaz edası için de. Şu atın ölümü arpadan olsun misali bana bir şey olmazcılığı artık tarihe gömmeliyiz. Bunu başarırsak değişimin analitik izlemini o zaman açık fonda hepimiz görebiliriz.

                                                                                                                                                                             Sevgiyle kalın.



 


Bu makale 983 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları
Serhad Artvin Gazetesi © 2012 Tüm Hakları Saklıdır.
İnönü Caddesi. Karahan İşhanı No:16/A - ARTVİN -- Tel :0(466) 212 11 29 - Faks: 0(466) 212 38 84 - E-Posta: osengun{at}hotmail.com