Ömer YERLİKAYA
Nurdan Aladağ; Kalbindeki Yaraya Bak...
15.03.2023

Nurdan Aladağ; Kalbindeki Yaraya Bak…

Bugün sizlere Anna Karanina’dan söz edelim. Tolstoy’un ünlü yapıtlarından biridir, gerçekçi bir romandır. Kişileri tek tek ele alarak ruhsal açıdan incelemesi, ona psikolojik roman özelliği de kazandırmaktadır. Ana konu, Rus ailesidir. Dürüst bir evliliğin getirdiği mutlulukla evlilikteki yasak aşkın yol açtığı yıkım anlatılır. Anna iyi yetiştirilmiş, ince kültürlü bir kızdır. Araları açılan kardeşiyle yengesini barıştırmak için bir gün Moskova’ya gider Yakışıklı bir genç olan Kont Aleksi Vronski ile tanışır. Konstantin Levin, eski bir ailedendir. Anna’nın yengesine akraba olan Kitti adında bir kıza aşıktır. Oysa Kitti’nin Kont Vronski ile seviştiği söylenmektedir. Kont Anna’yı çok çekici bulur, onu evine dönerken yalnız bırakmaz. Levin ise Kitti’den olumlu bir yanıt alamamıştır. Anna ile kont arasında duygusal ilişki başlar. Genel yerlerde bile görünmekten çekinmeyecek denli birbirlerini sevmektedirler. Anna’nın kocası Karenin, yüksek bir devlet memurudur. Karısının bir başkasını sevmesine karışmaz ama mevkiinin sarsılacağını karısına açık açık söyler. Seryoza adlı birde küçük oğulları vardır. Anna, Yüzbaşı Varanski ile ilişkisini sürdürmeyeceğine söz verir. Bir aşk evliliği yapmayan, bu yüzden kocasını sevmeyen Anna, sevgilisinin bir araba kazasında yaralanmış olduğunu duyunca, Vronski ile yeniden görüşmeye, buluşmaya başlar. Levin’e gelince Kitti’den olumlu yanıt alamayınca evine dönerek kendini işlerine verir. Bir gün Kitti’ye önerisini yinelemek üzere Moskova’ ya gider. Anna Vronskiden hamile kalır. Vronski, Anna’dan kocasından ayrılmasını ister. Kocası ayrılmaya yanaşmaz, çocuğu kabulleneceğini ancak Vronski ile ilişkisini sürdürürse oğlunu ondan uzaklaştıracağını söyler. Anna tehlikeli bir doğum yapar. Vronski bu yüzden intihara yeltenir. Uzun süren bir hastalıktan ayağa kalkan Anna, sevgilisi Vronski ile yanlarına küçük kızlarını da İtalya ya giderler. Öte yandan Levin ile Kitti sonunda evlenebilmişlerdir. Dönüşlerinde Anna Vronskinin köşküne yerleşir. Kocasından ayrılmamıştır. Arada bir gizlice oğlunu görmeye gitmeye, kocasına görünmemeye çalışmaktadır. Vicdan azabı çekmekte olan Anna, Vronski ye pek rahat vermez. Kendisini de bu tip yaşamdan dolayı yiyip bitirmektedir. Kızını da sevmediğini anlar. Vronski ise bir başka kadına bağlanır. Bu ilgi Anna’nın dikkatinden kaçmaz. İçinde bulunduğu bunalım daha da derinleşir. Bir gün hiç anlamadan kendisini Vronski ile tanıştığı Moskova tren istasyonunda bulur. Ahlakça düşkün bir durumda olmanın sıkıntılarını çeken Anna, mesafeyi iyi hesaplayarak, ne yaptığını bilerek, kendini bir trenin altına atar, yaşamına son verir. Anna öldükten sonra Aleksi Vronski, orduya döner ama eski Yüzbaşı Aleksi Vronski değildir. Tüm yaşama sevincini yitirmiş, çökmüş, tükenmek üzere olan biridir artık. Levin se evlilikten sonra da süren birtakım bunalımlardan kurtulmuş, mutlu olmuştur.

                Sevgili okurlar Serhad Artvin gazetemizin bu haftaki konuğu Nurdan Aladağ, Alaçatı’da doğdu. İlk, orta, lise öğrenimini İzmir’de tamamladı. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik bölümü mezunudur. Sivas ve Eskişehir’de öğretmenlik yaptı. Evli, iki kız annesidir. Şiir, öykü ve yazıları seçkin dergilerde yayınlandı. Söyleşilerde bulundu. Aslan Guliyev’in çevirisini yaptığı “Yağmurun Rengi” adlı öyküsü Azerbaycan’da Yazı adlı dergide, “Dünyadaki her dil matematikle ilgilidir” konusu üzerine yaptığı araştırma Yeniizmir Gazetesindeki söyleşide yayımlandı. Çeşmenin Sesi gazetesinin köşe yazarıdır. Şiirle ve şairlerle ilgili araştırmalar yapmaktadır. Hikâyeleriyle yolculuğu yazmanın büyüsüne olan inancıyla devam etmektedir. İlk kitabı; Çatanın Gizemidir.

                Sevgili okurlar yazar Nurdan Aladağ’ın Kalbindeki Yaraya Bak isimli öykü kitabını okuyup inceledim ve sizler için yorumluyorum. Ocak 2023 yılında Mühür Kitaplığından çıkmış, içinde on dokuz öykünün yer aldığı bir kitap. Öyküler kısa, özlü, vurgulu ve öykü disiplininden kopmayan, birebir öykü tekniğinin göz doldurduğu gerçekten iyi kurgulanmış, emek verilmiş harika bir kitap. Zaman içinde anı, öykü, hikâye, roman tekniklerinden söz ederiz. Peki, bir yazar yazarken bu tekniklere uymak zorunda mıdır? Edebiyatta gelinen çizgiyi takip ediyorsanız, uyacaksınız! Dahası tekniğine uygun yazmak bir yazarda aranan ön şart gibi bir şeydir. Nurdan Aladağ ikinci öykü kitabıyla hiç kuşkusuz kendini aşan bir yazar konumunda… Öykülerinde bireyi ele alıp iç dünyasını son derece verimli çıkışlarla anlatan, olağanüstü kurgusuyla, yazım tekniğiyle, post modern çizgisiyle, Türkçeyi kullanma yetisiyle, ben dili ve diğer dili çok iyi kullanma becerisiyle, müthiş betimleme gücüyle, sözcük haznesiyle doğrusu imrendiriyor. Öykü tekniğini iyi bilen bir yazar, diğer öykücülerin hep birkaç adım önünde olacaktır. Nurdan Aladağ; konu çeşitliliği, özgüven, sözcük seçimleri, yükleniş, vurgu ve seslenişiyle bütün öykülerinde baskın kurgu ve farklı bir arayış sergiliyor. Cümleler öylesine dolu ve sağlam ki sanki bir öyküden değil bir romandan alıntı gibi duruyor. Bitimi ya da orta kısmını anlatan cümlelerle öykü girişine başlaması, vurgu ve derinliğe farklı bir güç katıyor. Okuduğum öykülerin en seçkinlerinden, hanımefendiyi alkışlıyorum. Serhad Artvin Gazetesi olarak sonsuz başarı dileklerimizle birlikte mutlu yaşamlar diliyoruz.                                                                                                                                   Sevgiyle kalın.   


Bu makale 678 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları
Serhad Artvin Gazetesi © 2012 Tüm Hakları Saklıdır.
İnönü Caddesi. Karahan İşhanı No:16/A - ARTVİN -- Tel :0(466) 212 11 29 - Faks: 0(466) 212 38 84 - E-Posta: osengun{at}hotmail.com