Ömer YERLİKAYA
Haydi aynalara bakalım?
11.10.2018

                Haydi aynalara bakalım…

                Kimse zamanı tutamıyor. Akan su ile zamanı tutmak hiç kolay olmuyor. Günler aylar derken yıllar su gibi akıp gidiyor. Dünün çocukları geriye dönüp baktıklarında anılarının üzerinden yılların geçtiğini görüyorlar. Her insan yaşlanmaktan ürküyor, çekiniyor, korkuyor. Ancak bu doğanın bir kanunudur. Beşerin kanunu da budur. Canlı doğacak gelişecek büyüyecek ve yaşlanacak. Sonrası ölümdür. İnsan yaşlandıkça ruhunun gençleştiğini düşünür. Bu esasen doğru değildir. Hayata olan bağlılığından ötürü düşünceleri beyninde böyle şekillenmiştir ve yaşlandıkça ruhunun gençleştiği zannına kapılır ve böyle düşünür. Bunu bir bakıma yaşama sevinci gibi algılamak gerekir. Aynalar birebir görüntünüzü verir, aynalar yalan söylemez. Orada gördüğünüz beyazlıklar, kırışıklıklar, gözaltı torbaları, zayıflayan bakışlar… Her şey gün gibi size sunulur. Tabii ki insan her yaşın olgunluğunu, güzelliğini içine sindirebilmelidir. Her yaşın güzel olduğunu ve insanın her yaşında keyif alabileceğini bilmesi gerekir. Yaş ilerledikçe bir takım sıkıntılar, hastalıklar ortaya çıkacaktır. Ağrılar sızılar başlayacaktır bunlar normal olsa da insana daha çok bakım gerekiyor.  

Eski davranışlardan kaçınmak gerekiyor. İnsan her yaşında kendine iyi bakmalıdır. Doktor kontrolünde olup her yıl değilse de iki yılda bir tam teşekküllü kontrollerden geçmelidir. Bu aslında bir lüks değil sağlıklı yaşam için gerekli olan bir şeydir. Kontrollerini yaptıran bir insan olmadık biçimde bir hastalığın kumpasına düşmüyor. Değerleri, verileri bellidir. Eksik olan bir şey varsa tıbbı olarak tedavi desteğini almış demektir. Ancak hastane ve doktor ilişkisinden uzak yaşanırsa da bir bakıyorsunuz akşamdan sabaha yanlarınız sızlıyor ağrıdan durulmuyor. Hadi bakalım koşun hastaneye. Orada ne deniyor? Senin böbreklerin iflas etmiş. İlaçlar, tedaviler derken geçkin bir süreç olduğundan bir türlü tedavi olumlu cevap vermiyor. Sonrası belli yaşam standardı düşüyor. Hafta da iki ya da üç kez diyalize giriliyor. Velhasıl son pişmanlık kimseye fayda vermiyor. Bu yolla yapılan tedaviler hem daha masraflı oluyor hem yaşam standardı düşüyor. Oysa her iki yılda bir gerekli kontroller yapılmış olsaydı, bu kayıtlar hasta hanesine işleniyor. Durumunda değişen olumsuza giden bir şey varsa da çok kısa sürede ve çok basit bir şekilde tedavisi yapılıyor. Bunun adı hastalık başlamadan müdahale etmek. Bunun adı erken teşhis. Hastalık vücuda yayılmadan anında müdahale ediliyor ve nerede mikrop yığılması varsa tıbbı olarak yok ediliyor. Üstelik kontrollerde sürekli bakılıyor ve tamamen yok edilmesi sağlanıyor. Bu durum kişiye yaşama sevinci katıyor.

Ne hastanenin elinde ne de doktorun elinde sihirli değnek yoktur. İnsan kendi hastalığının doktoru kendisi olmalıdır. Kendinde bir değişim bir farklılık gördüğünde ihmal etmeden, ertelemeden hemen doktora gitmelidir. Bunu yaparsa her şey bir anda yoluna giriyor. Yapmazsa da hastalık kendini göstermeden sinsice ilerliyor. Akut durumu ortaya çıkıyor. Ağrılar dayanılmaz hal alınca da tedavisi de çok zor oluyor. Bir bakıyorsunuz hastalık bütün vücuda yayılmış. Hastalık ilerledikçe de vücudun direnci azalıyor. Halsizlik, iştahsızlık, moralsizlik gibi durumlar ortaya çıkınca da iyileşme şansı giderek daha da azalıyor.  İnsan gençliğinin kıymetini bilmelidir. Bedenini hor kullanmamalıdır. Böyle yaparsa ihtiyarlığında daha rahat olur. Daha rahat bir yaşam sürer. Özellikle günümüzde dengesiz beslenme unsurlarının öne çıkması ile hastalıklar daha kolay yayılabilmektedir. Hiç kuşku yok insanların buluştuğu en kalabalık yerlerin başını hastaneler çekiyor. Bütün hafta hasta yığını hiç eksik olmuyor. Yılda milyonlarca ilaç tüketiliyor. Tedavi olan da oluyor, faydasını göremeyende oluyor.

Ancak hep söylendiği gibi erken teşhis çok önemlidir. Şu doktora gitmeme refleksimizi düzetmedikçe de bu sorunlar hep yaşanacaktır. Şikâyeti olmayan sağlıklı bir insanın doktora gidip bir kontrolden geçmesi gibi alışkanlığı hemen hemen hiç olmadı. Son yıllarda özel hastaneler cep telefonlarına mesajlar göndererek herkesin kontrolden geçmesini istiyor. Kampanyalar düzenliyor. Tabii ki bunun da parasal olarak maliyeti yüksek çıkıyor. 

                Aynalara bakmaya korkmadan sağlıklı bir yaşam hepimizin elinde olan bir şeydir. İnsan kendine özen gösterirse ve mutat zamanlarda gidip değerlerine baktırırsa hem yaşadığınız hayattan keyif alırsınız hem mutlu bir insan olursunuz.

                                                                                                                                                                            Sevgi ile kalın.

 


Bu makale 192 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları
Serhad Artvin Gazetesi © 2012 Tüm Hakları Saklıdır.
İnönü Caddesi. Karahan İşhanı No:16/A - ARTVİN -- Tel :0(466) 212 11 29 - Faks: 0(466) 212 38 84 - E-Posta: osengun{at}hotmail.com