13 Şubat Boykotunda Artvin’deki Gözaltılar Kınandı

2015-02-14 06:16:49

Artvin Eğitim Sen ve Birleşik Haziran Hareketi “Laik ve Bilimsel Eğitim için 13 Şubat da hizmet üretmiyoruz” diyerek bir günlük iş bıraktı.

Türkiye çapında zorunlu din derslerine ve okulların imam hatipleştirilmesi gerekçesiyle Birleşik Haziran Hareketi ve Eğitim Sen tarafından uzun süredir hazırlandığı boykot çağrısı dün gerçekleşti. “Laik ve Bilimsel Eğitim için 13 Şubat da hizmet üretmiyoruz” diyen Eğitim Sen üyeleri Artvin’de iş bıraktı. İş bırakan eğitimciler ardından konuyla ilgili basın açıklamasında bulunlar. Çok katlı otopark önünde toplanan Birleşik Haziran Hareketi ve Eğitim Sen üyelerine CHP ve Halkevleri destek verdi.

İlk basın açıklamasını Eğitim Sen Şube Başkanı Köksal Gümüş yaptı. Gümüş konuşmasında, “Laik, Bilimsel Eğitim Ve Demokratik Yaşam Mücadelemizi Sonuç Alıncaya Kadar Kesintisiz Sürdüreceğiz!

12 Eylül darbeci zihniyetinin günümüzdeki temsilcisi olan AKP iktidarı, başta eğitim sistemi olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarını kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda, tekçi, baskıcı ve otoriter uygulamalar üzerinden tüm topluma dayatmaktadır.

Bilim düşmanı politika ve uygulamalar geçtiğimiz 12 yıl içinde tarihte hiç olmadığı kadar artmıştır. Okulöncesi eğitimden üniversitelere kadar eğitim sistemi, bilimin en temel evrensel gerçekleri yok sayılarak, iktidar tarafından sürekli istismar edilen dini kural ve referanslara göre düzenlenmektedir.

Siyasi iktidar, eğitimde bilimsel, laik ve demokratik ilke ve değerleri temel almak yerine, farklı din, mezhep ve kimlikleri yok sayan ayrımcı,  ötekileştirici politikaları hayata geçirmektedir. Çok inançlı, çok dilli, çok kültürlü Türkiye halkları, iktidar tarafından okulda, işyerinde, mahallede ve sokakta inanç ve kimlik farklılıkları üzerinden kutuplaştırıp karşı karşıya getirilerek bölünmeye çalışılmaktadır.

Eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında gündeme getirilen karma eğitimi kaldırma girişimleri, öğrencileri imam hatiplere yönlendirme, normal ortaokullar içinde imam hatip sınıflarının açılması, reşit olmayan kız çocuklarının zorla başının kapatılması, okullara zorunlu mescit uygulaması, ders kitapları ve müfredatta dini söylemlerin kullanılması ve son olarak içeriği itibariyle din şurası şeklinde gerçekleşen 19. Milli Eğitim Şurasında alınan kararlar, bizler için bardağı taşıran son damla olmuştur.

AKP’nin geçmiş iktidarlardan miras alarak sürdürdüğü “tekçi” bakış açısı, toplumun farklı inanç ve kimliklerine yönelik ayrımcı uygulamaları arttıran, onları ötekileştirmeye aşağılamaya hatta yok saymaya dayanan uygulamalar ile eğitimin ve ülkenin Ortaçağ zihniyetine göre düzenlenmek istendiği görülmektedir.

Türkiye’de okullar ve üniversiteler başta olmak üzere, bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları ile  gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır. Son olarak “iç güvenlik paketi” gibi örneklerini ancak faşist, totaliter rejimlerde göreceğimiz düzenlemelerle laik, bilimsel eğitim anlayışının yanı sıra eşit, özgür ve demokratik yaşam anlayışına karşı iktidar tarafından açık bir savaş ilanı söz konusudur.

Laik olmayan bir eğitim sisteminin demokratik ve bilimsel olması, demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesine hizmet etmesi, bireylerin inançlarını hiçbir baskı altında kalmadan özgürce yaşaması mümkün değildir. Gerçek anlamda eşit, özgür ve laik bir eğitim ancak demokrasinin, eşitliğin, temel hak ve özgürlükler alanının genişlemesi, bütün yurttaşların eşit haklar temelinde, barış içinde bir arada yaşaması ile mümkündür.

Devletin bütün inanç, kimlik ve dünya görüşleri karşısında eşit mesafede ve tarafsız olması gerekirken, sadece belli bir inanç sisteminin kural ve ibadetini okullarda bütün öğrencilere dayatması kabul edilemez. Devlet, kişisel bir alan olan inanç alanından elini tamamen çekmeli, inanç alanını kendi çıkarları için istismar etmekten derhal vazgeçmelidir. 

Toplumun eşit, özgür ve demokratik yaşamdan yana olan bütün ilerici emek ve demokrasi güçleri ile birlikte iktidarın dayatmalarına, asimilasyoncu politikalarına karşı sonuç alıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğimiz bilinmelidir.

Siyasi iktidarı, toplumu din, dil, mezhep ve kimlik farklılıkları üzerinden kutuplaştırma politikalarına son vermeye, kamusal, bilimsel, laik eğitim karşıtı uygulamalarını derhal durdurmaya çağırıyoruz.

Bir hafta içerisinde ilimizde yaşanan gözaltılar; sadece adli-idari bir vaka değil aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden olan laikliğe yapılan bir saldırıdır.

Son yıllarda şiddetten beslenen siyasi iktidar, bu tutumunu ilimizde de uygulamaya başlamıştır.

Yaşananlar göstermektedir ki "iç güvenlik paketi" kamuoyunda tartışıla dursun, AKP sıkıyönetim uygulamalarını çoktan hayata geçirmiştir. Üstelik devlet-parti bütünleşmesinin kendisine sunduğu kolaylıkla, söz konusu sıkıyönetim uygulamalarını yürüten AKP, "dine hakaret" gibi bir gerekçeye başvurarak, halkın bir kesimini kin ve nefrete de teşvik etmeye çalışmaktadır.

Buradan son bir haftada yaşananları şiddetle kınıyor, uygulayıcılarını kamuoyu vicdanında mahkum ediyoruz.

Yaptığımız iş bırakma eylemi nedeniyle İl Milli Eğitim Müdürlüğünün durumdan vazife çıkararak adeta polisiye tedbirleri aratır tutumları bizleri şaşırtmamıştır. Eyleme katılan öğretmen ve öğrencilerin isimlerini okul müdürlerine sözlü talimatla listeletmesi, laik bilimsel eğitimi savunanları suçlu gibi gösterme gayreti manidardır. Bu baskıcı uygulamalarınız bizleri daha güçlü kılmıştır.

Eğitimci olmamız bizlere doğru olanları söyleme sorumluluğu ve görevi yüklemektedir. Bütün eylem ve etkinliklerimiz ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği içindir” dedi. Ardından ise Birleşik Haziran Hareketi sözcüsü  Erdinç Yavuz ortak basın açıklamasını okudu. Yavuz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi, “ Sevgili öğrenciler, veliler, öğretmenler, dostlar AKP’nin karanlığına teslim olmayan Birleşik Haziran Hareketi adına hepinizi selamlıyoruz.

Çocuklarımızın geleceğinin karartılmasına izin vermeyeceğiz. Bugün bütün Türkiye’de Laik ve Bilimsel Eğitim için Boykottayız. Bugün çocuklarımızı okula göndermedik. Ayaktayız-Biraradayız-Artvin Meydanındayız-Akp İktidarına Meydan Okuyoruz.

Birleşik Haziran Hareketinin yürüttüğü Laik ve Bilimsel Eğitim için ayaktayız faaliyetleri Artvin’de, Edirne’de, Antalya’da, İzmir’de ve Ankara’da gözaltılarla engellenmeye çalışıldı. Geçtiğimiz Cumartesi günü dört arkadaşımızı, dört eğitimciyi bildiri dağıttılar diye gözaltına alıp tutuklama isteyenler dün de açtığımız boykot standına saldırdılar ve sekiz arkadaşımızı gözaltına aldılar. Adli kontrol şartıyla sevk edildiğimiz mahkemede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldık. Hopa da ise gece yarısı afişlerimizin üstü kara boyalarla kapatıldı. Türkiye’nin dört bir yanında AKP iktidarının hukuk dışı engellemeleri ve baskıları ile karşılaşıldı. Tüm Türkiye’de AKP’nin baskılarına direnen yoldaşlarımıza alkışlarımızla selamlarımızı gönderiyoruz.

Sevgili Arkadaşlar, okulda, iş yerinde, mahallede, her yerde hayatımıza, çocuklarımızın geleceğine, özgürlüklerimize kasteden faşizmin, din maskesine bürünmüş yüzü ile karşı karşıyayız.

İş cinayetlerinin, yolsuzlukların, hırsızlıkların ve her çeşit pisliğin üzerini dinle örtmeye çalışıyorlar. Dini kendi ikballerinin aleti haline getiriyorlar. Okullarımız tarikat yuvalarına dönüştürülüyor. Gericilik okullarımızda cirit atıyor. Zorla Osmanlıca öğretmekten tutun da, anaokullarından başlayarak farklı bir hayat tarzını dayatmaya kadar varıyor gerici saldırıları.

Devlet okullarında din derslerinin sayısı arttırılıyor. Zaten zorunlu olan din derslerine eklenen seçmeli din dersleri ile okullarda dini eğitim baskın hale getiriliyor. Okullarımız zorla medreselere dönüştürülüyor. Bütün okulların İmam-Hatipleştirileceği, bütün öğrencilerin de İktidar modeline göre yetiştirileceği bir eğitim sistemi arzulanıyor. Dindar-Kindar Nesil adını koyuyorlar. Aslında her şeyden nefret eden, her şeye kin tutan bir nesil yetiştiriliyor. Eğitime saldırıyorlar, çünkü yolsuzluklara batmış bir saray düzenini uzun süre garanti altına almak, ayakta tutmak istiyorlar. Bunun için sorgulamayan, düşünmeyen-itaat eden kuşaklar yetiştirmek istiyorlar.

Son Milli Eğitim şurasında alınan kararlar da gösteriyor ki: gerici saldırıları daha da artacaktır. Felsefe, akıl, bilim, özgür düşünce yasaklanacak. Kız ve erkek çocukların birlikte okumaması kural haline getirilecek.

Gelin hep birlikte ilan edelim. Milli Eğitim Şurası kararlarını tanımıyoruz. Bunu ne kadar güçlü, ne kadar örgütlü haykırırsak o kadar başarılı olacağız.

Sevgili Dostlar, saraydaki diktatörün ve AKP zihniyetinin dinciliği, dayatmaları dindarlıktan değildir. Kurulan yağmacı saray düzenini halkımız, gelecek kuşaklar sorgulamasın, her şeyi “kader” diyerek, madende, inşaatta öldürüldüğüne “fıtrat” diyerek kabul etsin, yılgınlığa düşsün diye dayatıyorlar. Çocuklarımızı gericiliğe, sizin sapık planlarınıza teslim etmeyeceğiz. Susmayacağız. Karanlığa teslim olmayacağız.

Birleşik Haziran Hareketi olarak Laik-Bilimsel Eğitim mücadelesini okul okul, mahalle mahalle, üniversite üniversite birlikte elele vererek saldırılara karşı güçlerimizi birleştirerek yükseltmeye çağırıyoruz. Çözümü birlikte örgütleyelim. Birlikte direnelim ve bu gerici faşist baskılara karşı birlikte mücadele edelim. Çocuklarımızı, geleceğimizi kurtaralım ve kazanılmış haklarımızı geri alalım.

Zorunlu din derslerine ve okullarımızın İmam-Hatipleştirilmesine Hayır diyoruz. Çocuklarımızın geleceğinin karartılmasına izin vermeyeceğiz. Kararlıyız. Türkiye’nin dinci-gerici bir diktatörlüğe teslim edilmesine, halkımız madenlerde can verirken kendilerine saraylar yaptırmalarına, ekmeğimizin doğamızın, yiyecek aşımızın yağmalanmasına karşı çıkıyoruz. Dayanışmayla, mücadeleyle birlikte başaracağız. Bunun için yola çıktık. Bunu yapmak için birleşmek, birleşik bir mücadele yürütmek gerektiğini biliyoruz. Siz de biliyorsunuz. Bu daha başlangıç diyoruz bu ülkeyi Haziranlaştırana kadar mücadeleye devam” ifadelerine yer verdi.

Boykot öncesi stant kurup bildiri dağıtmak gerekçesiyle gözaltına alınan 8 kişi arasında yer alan Birleşik Haziran Hareketi Artvin Temsilcisi Sercan Dede yaşananları şu şekilde anlattı; “Laik ve Bilimsel eğitim Kampanyasını Artvin’de örerken çok yoğun saldırılar altında kaldık. Emniyet açtığımız bütün afişleri arkamızdan teker teker toplamaya çalıştı. Afiş asan işyerlerine giderek afişleri sökmeleri konusunda uyarılarda bulunuldu. Geçtiğimiz Cumartesi hepinizin bildiği üzere dört eğitimci arkadaşımız bildiği dağıtırken saçma sapan hiçbir hukuki gerekçesi olmayan iddialarla tutukluluk talebiyle mahkemeye sevk edildiler. Hakim tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı.  Dünde burada valilik tarafından alınmış izinle bir stant açmak istedik, standı açtıktan yaklaşık yarım saat sonra 50’e yakın çevik kuvvet bize gelip standı kaldırmamızı söyledi. Bizler standın izinli olduğunu belirttiğimiz halde bizleri apar topar orantısız şekilde müdahale ederek bazı arkadaşımızı darp ederek sekiz arkadaşımızı gözaltına aldılar. Yaklaşık 12 saat boyunca kaçak saray diktatörlüğü ibaresinden, Cumhurbaşkanına hakarete bağlanarak tekrardan adli kontrol istemiyle sekiz arkadaşımızın yargılanması talep edildi. Mahkemeye çıktık ve hâklim adli kontrol uygulamasından berat ettik. Bakın bu saldırılar sadece Artvin’de yaşamıyor, bu saldırılar Türkiye’nin dört bir yanında gerici eğitime karşı çıkan laik ve bilimsel eğitimi savunan herkesin önüne çıkıyor.  Dün İzmir’de gece yarısı, 11 Ocak’ta okuduğu metinden dolayı Cumhurbaşkanına hakaret tespit edilen arkadaşımız çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.  Onur Kılıç arkadaşımız Haziran Hareketi İzmir yürütmesinden olan arkadaşımızın yanında olduğumuzu buradan herkese bildiriyoruz ve bu baskılara karşı mücadelemizin süreceğini cümle aleme duyuruyoruz” dedi.

Saat 13.00’da yaklaşık 300 kişinin katıldığı basın açıklaması olaysız bir şekilde son buldu. 


Serhad Artvin Gazetesi © 2012 Tüm Hakları Saklıdır.
İnönü Caddesi. Karahan İşhanı No:16/A - ARTVİN -- Tel :0(466) 212 11 29 - Faks: 0(466) 212 38 84 - E-Posta: osengun{at}hotmail.com