Mahkeme, Çılgın HES’i yine iptal etti
Rize İdare Mahkemesi, kamuoyunda ‘Çılgın HES’ olarak bilinen Kavak I-II Regülâtörleri ve HES projesinin ‘ÇED Olumlu Kararını’ ikinci kez iptal etti ve “ÇED sürecinin en baştan başlatılması gerektiğini” hükmetti.
Mahkeme, 18 Eylül 2014 tarihinde “Can suyu hesabı hileli ve 7 ayrı noktada hukuka aykırı” gerekçesiyle iptal ettiği Kavak HES ÇED Olumlu Kararını, bu kez de “usul yönünden sakat, hukuka ve mevzuata aykırı” buldu. Davanın avukatı Yakup Okumuşoğlu, mahkemenin bu kararıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ÇED Olumlu Kararı’nın ‘kaçak’ olduğunun ortaya çıkarıldığını söyledi.
Rize İdare Mahkemesi’nin 10 Temmuz 2015 tarihinde verdiği karada, davacıların tüm itirazları yerinde bulundu.
ÇEVRE BAKANLIĞININ, ÇEVRE SORUMSUZLUĞU ORTAYA ÇIKTI!
Rize İdare Mahkemesi’nin bu kararı, mahkemelerin verdiği iptal kararının çevreye verilecek zararın ölçümü ve denetiminden sorumlu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın; mahkemelerin verdiği iptal kararlarını dikkate almadığı ve yasal sorumlulukların yerine getirilmediği gerçeğini de ortaya çıkarmış oldu.
Mahkeme iptal gerekçesinde, ilk iptal kararının içeriğine uyulmadığı, ilk iptal kararının içeriği gereğince ÇED sürecinin en baştan başlatılması gerektiği ancak Bakanlığın 2009/7 sayılı genelgesi gereğince sürecin ortasından başlatılmasını da uygun bulunmadı.
“BAKANLIĞIN 2009/7 SAYILI GENELGESİNE UYGUN DEĞİL”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kararına karşı açılan ÇED Olumlu Kararının iptal davasında, Kavak HES projesi ile ilgili olarak 2014 yılı Eylül ayında Rize idare Mahkemesinde verilen iptal kararının yedi ayrı noktada hukuka ayıkırlıklar tespit ettiği belirtilmiş ve bu şekilde verilen bir iptal kararından sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın iptal kararının ancak kısmi ve sonradan giderilebilir eksiklikler içermesi durumunda uygulanabilecek 2009/7 sayılı genelge kapsamında ÇED sürecinin ortasından başlatılamayacağı ileri sürülmüştü.
Mahkeme kararında bu iddiayı haklı buldu ve kararında “dava konusu 16.03.2015 tarih ve 3830 sayılı Çed Olumlu Kararına ilişkin Çed sürecinin en baştan itibaren başlatılması gereken nitelikte bir Çed süreci olması karşısında anılan Çed sürecinin en baştan başlatılmaması nedeniyle dava konusu ÇED olumlu kararında bu yönüyle de hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır” denilerek Bakanlığın usulsüz işlem yaptığını belirledi.
“İNCELEME DEĞERLENDİRME KOMİSYONU USULSÜZ TOPLANDI”
ÇED olumlu kararını veren kurum olması nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı açılan davada Mahkeme, söz konusu bakanlığın kendi genelgesine uymamasına ilave olarak “ÇED Yönetmeliği” ne de uymadığını tespit ederek yapılan usulsüzlüğe şöyle dikkat çekti:
“Bakanlık bünyesinde İnceleme Değerlendirme Komisyon toplantısının yapıldığı 21.11.2014 tarihinde komisyona katılan üyelere ilişkin tutulan tutanaktan, üyelerin salt çoğunluk ile toplantıya fiilen katılmadığı, toplantıya katılmayan üyelerin yazılı görüş bildirmek
suretiyle toplantının şekillendirildiği görülmektedir. Bu durumda, ilgili mevzuatı uyarınca usulüne göre toplanmayan İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu kararına binaen tesis edilen dava konusu 16.03.2015 tarih ve 3830 sayılı ÇED Olumlu Kararında usul yönünden sakatlık bulunduğundan dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.
“KAÇAK ÇED”
Davanın avukatı Yakup Okumuşoğlu, “Bu karar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, verdiği ÇED olumlu kararının kaçak olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çıkarttıkları 2009/7 sayılı bir genelgenin uygulanması ile ÇED yönetmeliği hükümlerinin bertaraf edildiği, faaliyetin ÇED sürecinden kaçırıldığı verilen bu karar ile ortaya çıkmıştır. Mahkemelerce iptal edilen ÇED kararlarından sonra onlarca ÇED sürecinin aynı genelge kapsamında yürütüldüğü düşünüldüğünde bakanlığın bu şekilde verdiği onlarca ÇED olumlu kararının hukuksuzluğu da gündeme gelmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının esas görevi, doğal çevreye zarar verilmemesini sağlamaktır. Diğer yandan yapılmasında kesin bir zorunluluk olması halinde ise her türlü tedbiri ve bilimsel çalışmaları yaparak ya da yaptırarak çevreye olabilecek zararları minimuma indirildiğini teminat altına almak ve bu şekilde kamu yararındaki dengeyi gözetmektedir. Görev, ‘Her ne olursa olsun yatırımcının önünü açmak’ değildir. Bu anlayış mutlaka değişmelidir. Bakanlık tesis ettiği işlemlerde , ‘dava açılmadıkça işlem geçerlidir’ yaklaşımından vazgeçmelidir. Hukuku gözetmelidir, hukuk devleti olmanın gereğini yapmalıdır. ‘Ben yaptım oldu, iptal edilene kadar geçerlidir’ kararlarına dayalı yapılan uygulamalar sonucu maalesef her gün ‘çevre suçu’ işlenmiş, insanlar ve tüm canlılar mağdur edilmiştir. Konu hakkında hukuki süreci takip edip tazminat davalarını da gündeme getireceğiz” dedi.
NOT:
Rize İdare Mahkemesi, 18 Eylül 2014 tarihinde “Can suyu hesabı hileli ve 7 ayrı noktada hukuka aykırı” gerekçesiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın KAVAK HES ÇED Olumlu Kararı’nı iptal etmişti. Kavak HEP Projesinin sahibi MNG Holdingin başvurusunu değerlendiren Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 16 Mart 2015 tarihinde yeniden ÇED Olumlu Kararı vermişti. Arhavi Doğa koruma Platformu bileşenleri bu karara itiraz ederek yargıya başvurmuştu. Ancak firma, Artvin Valiliği Çevre İl Komisyonu’ndan alınan 24 saat çalışma izniyle adeta mahkeme kararıyla yarışırcasına gece gündüz dinamitler patlatarak vatandaşın arazisinin altından izinsiz tünel açmış, patlayan dinamitler halkın huzur ve güvenliğini tehdit ederken, yer altı su kaynaklarının yönünü değiştirmiş, köyün bir kısmı susuz kalmış, dere yatağı tahrip edilmişti.
|