Artvin Barosu “Derhal Ve Kesinlikle Bu Tasarı Geri Çekilmelidir”
Artvin Barosu geçtiğimiz hafta görüşülen ‘Cinsel istismar faalinin mağdur ile evlenmesi halinde hükmün açıklanması geri bırakılır’ maddesine tepki gösterdi.
Teklifin derhal geri çekilmesini isteyen Artvin Barosu, “17 Kasım 2016 Perşembe günü TBMM Genel Kurulunda görüşülen "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın geçici 1. maddesine eklenen fıkra:
"Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesindeki koşullara bakılmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zaman aşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazın ortadan kaldırılmasına karar verilir." şeklindedir.
20 Kasım 1989 da kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesini 14 Şubat 1990 da imzalamakla 27 Ocak 1995 de yürürlüğe girmesi ile ,Sözleşme iç hukuk normu hale gelerek ülkemizde uygulanmaya başlamıştır.
Sözleşme ile amaçlanan ,ana-baba, aile ,toplum ve devlet yararının değil her durum ve koşulda çocuğun yararının üstün tutulmasıdır. Sözleşme bu konuda devlete yükümlülükler yüklemiştir.
2005´te yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu da halen yürürlükte olan bir kanundur. Ve bu kanun Avukata çocuğun savunmasında özel sorumluluklar yüklemiştir. Sadece bu sorumluluk anlayışı ile dahi bu tasarının gece yarısı operasyonu ile gündeme getirilmiş olması dahi en hafif deyimi büyük bir vahamettir.
2005 yılında terk edilen , Eski Türk Ceza Kanununda yer alan ve tecavüzcünün mağdurla evlenerek cezadan kurtulmasını sağlayan uygulamanın çok daha kötü bir kopyasının bugün tasarı olarak sunulması ,devletin Çocuk Hakları Sözleşmesine ve dahi yürürlükteki Çocuk Koruma Kanununa açıkça aykırı davranması sonucun doğurmaktadır.
Hukuk Devletinde hiç kimsenin suç işleme hürriyeti ya da Kanunlara aykırı etmek ayrıcalığı bulunmamaktadır.
Çocuk Kavramını da , çocukluğu da ortadan kaldıran, suç işleyeni ödüllendiren ,suçu cezasız bırakan ve suçu özendiren bir kanun metni olamaz. Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz hele yasamanın bunu bilmemesi kabul edilemez.
Çocuk Hakları Sözleşmesi gereği 18 yaşın altındakiler istisnasız ÇOCUKTUR. Çocuklarla ilgili tüm uygulamalarda da toplumdaki dezavantajlı durumlarını iyileştirebilmek adına yasalarla “POZİTİF AYRIMCILIK” uygulanmaktadır.
Nitelikli insan yetiştirmek amacımız olmalı iken ve çocuklarımızı korumak ve kollamak, onlara güzel bir gelecek sağlamak yükümlülüğümüz iken , çocuklarımızın mağduriyetleri üzerinden suçluyu ödüllendirilmesi akla da vicdana da sığmaz. Bu mızrak hiçbir çuvala sığmaz.
Adalet Bakanlığının ,hukuk tekniği bakımından yetersiz ve amaçlanılan iddia ettikleri faydayı sağlamaktan uzak ,ve vicdan sahibi her insanı dehşet içinde bırakan ve toplumdaki Adalet duygusunun katlini toplumun en masum kitlesi çocuklar üzerinden yapan ,bu tasarıyı savunması da aklımız ve yüreğimize sığmamaktadır.
Hukuk Devleti olup olmadığımız olduğumuz ya da her şeyden öte insan olup olmadığımızın kararı bu tasarının geri çekilmesi ya da kabulü noktasında şekillenecektir. Bu karar tarihi bir dönüm noktasıdır. Birileri için ya da toplumda bir kesime özel hele de suçluyu cezasız bırakacak kanun yapılmaz.
Çocuk Gelin kavramını literatürden silmemiz gerekirken, kanun yolu ile çocuk gelinler yaratmak çocuk vicdanlarda mahkum olmaktır. Bu tasarının iyileştirilmesi mümkün değildir, nereden bakarsanız bakın elle tutulacak düzelecek bir yanı bulunmamaktadır.
Derhal ve kesinlikle bu tasarı geri çekilmelidir” ifadelerine yer verildi.
|