Artvin Türk Ocakları İftar Yemeğinde Bir Araya Geldi

2017-06-15 05:17:59

 Artvin Türk Ocakları İftar Yemeğinde Bir Araya Geldi

Artvin Türk Ocakları üyeleri İftar programında bir araya geldi.

İftar programına, Türkiye Kamu-Sen Artvin İl temsilcisi ve Türk Eğitim Sen Artvin Şubesi Başkanı İsrafil Bayrak,  Eczacılar Odası Artvin Temsilcisi, Yeşil Artvin Derneği Başkan Yardımcısı Nursal Bülbül, AÇÜ Eski Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aydın Tüfekçi,  Türk Sağlık Sen Artvin Şube Başkanı Veli Küçük, Ülkücü İşçiler Derneği Artvin Şube Başkanı Turgut Atasoy ve Türk Ocakları Derneği üyeleri katıldı.

Varyant Restoran’da iftarlarını açan Türk Ocakları Yönetim Kurulu, Ocak üyeleri ve davetliler, daha sonra sohbet ederek görüş alışverişinde bulundu.

 Türk Ocakları Artvin Şubesi Başkanı Hüseyin Kurt,  iftar sonrası kısa bir konuşma yaparak, 2 kahramandan söz etti.  Hüseyin Kurt, “Sayın konuklarımıza hoş geldiniz diyorum. Şeref duyduk, onur verdiniz. Bütün şehitlerimize Tanrı’dan rahmet diliyorum.

Çiçek Nene Ve Ezineli Hüseyin

Ahrete intikal etmiş Türk Ocaklılara da Allah Rahmet etsin. Tarihte iki Türk dehası örneği vereceğim.  Bunlardan birisi Edremitli, Ezine Doğumlu Ezineli Hüseyin,  Çanakkale Savaşları sonrasında Kafkas Cephesi’nde yara almış, vücudu delik deşik olmuş, neticede şehit olmadan köyüne dönebilmiş ve hayatına gazi olarak devam etmiştir.  Kendisine şöyle telkinde bulunuyorlar; Devlete müracaat et de maaş bağlasınlar. Bunu diyenlere gülüyor ve şunu diyor; Be kendi ekmeğimi kazanacak güçteyim, Daha ihtiyaçlı olanlara maaş bağlansın.

Çanakkale Cephesi’nden Kafkas Cephesi’nde Çiçek Nene örneğini vereceğim.  Deli Halit Paşa’nın Şavşat Yavuzköy’de elini öptüğü Çiçek Nene. Allah Rahmet eylesin.  Çiçek Nene Halit Paşa ile görüştükten sonra paşa diyor ki savaş bitsin Ankara’ya gidip sana maaş bağlatacağım.  Yıllar sonra Çiçek Nene’ye maaş çıkıyor. Çiçek Nene’nin cevabı ise şu oluyor; Memlekette o kadar yetim çocuklar varken maaşı onlara bağlayın, onlar geçinsin.  Yüz önceki fedakârlık ile yüz yıl sonraki fedakârlığını kıyaslamanız için bunları örnek verdim. Şunu ifade etmek istiyorum. Gölgeye girenin gölgesi olmaz.  Geldiğiniz için, beni sabırla dinlediğiniz için hepinize bir kere daha teşekkür ediyorum” dedi.

 Ardından programın anısına aile fotoğrafı çekinildikten sonra etkinlik sona erdi.

Türk Ocağı, resmen 25 Mart 1912´de İstanbul´da kuruldu. Türk Ocağı 1912´de kurulup birkaç defa kapanıp açılmasından sonra günümüze kadar gelen dernek.

 Türk Ocağı´nın kuruluş çalışmaları 1911 yılında Askeri Tıbbiye öğrencileri arasında "190 Tıbbiyeli Türk Evladı" adına kaleme alınan beyanname ile başlamıştır. Önce Balkan Savaşları ve hemen ardından başlayan I. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan hava içerisinde kurulmuştur. Türk Ocağı dönem itibariyle güncel siyasetle ilgilenmekten ziyade "millilik" üst fikrinde birleşmiştir. İlk tüzüğünde de "Ocak zinhar siyasetle iştigal etmez" şeklinde kesin bir ilke yer almış ve "Ocak maksadını tahsile çalışırken sırf milli ve içtimai bir vaziyete kalacak, asla siyasetle uğraşmayacak ve hiçbir vakit siyasi fırkalara hadim olmayacaktır" denilmek suretiyle siyasi duruş açıkça ifade edilmiştir.

Türk Ocağı, beyannamenin yayınlanmasından sonra, öğrenci temsilcileri dönemin önde gelen milliyetçi aydınlarıyla görüşmeler yaparlar ve bir milli teşkilatın kurulmasını teklif ederler. Ön görüşmeleri takiben 20 Haziran 1911 tarihinde Ahmet Ağaoğlu´nun evinde yapılan toplantıda bu amaçla bir derneğin kurulması uygun görülür ve Dr. Fuat Sabit Ağacık´ın teklifiyle adının "Türk Ocağı" olması kararlaştırılır.

Ocak, resmen 25 Mart 1912´de İstanbul´da kuruldu. İlk başkanlığı Ahmet Ferit Tek, başkan yardımcılığını ise Yusuf Akçura üstlendi. 1913´de başkanlığına Hamdullah Suphi Tanrıöver getirildi. Derneğin önde gelenleri arasında Halide Edip Adıvar, Mehmet Emin Yurdakul, Ahmet Ağaoğlu, Ziya Gökalp, Mehmet Fuad Köprülü gibi isimler vardı.

1919 yılına kadar Turancı bir çizgide devam eden dernek "Büyük Turan" ülküsüne kısa sürede ulaşılamayacağını anlayarak Misak-ı Milli´ye yöneldi. Mondros Mütarekesinden sonra işgallere karşı İstanbul´da ünlü "Sultanahmet Mitingleri" gibi eylemler düzenledi. İstanbul´da direniş eylemlerinin örgütlenmesinde önemli rol oynadı. İşgal altındaki İstanbul´da baskılar artınca üyelerinin çoğu Anadolu´ya geçerek Kurtuluş Savaşı içerisinde aktif görevler aldı. Türk Yurdu ve Yeni Mecmua dergilerini çıkaran Türk Ocağı kısa sürede 100´den fazla şube açtı.

1925´de Hamdullah Suphi Tanrıöver başkanlığa getirilirken Mustafa Kemal ve Latife Hanım da fahri başkanlığa seçildi. 1931´de yerine Halkevleri kuruldu. 1949´da merkezi Ankara´da olmak üzere yeniden açıldı. 12 Eylül 1980´de her dernek gibi kapatıldı. 1986´da yeniden faaliyete geçti.

Türk Ocağı´nın kuruluş çalışmaları 1911 yılında Askeri Tıbbiye öğrencileri arasında başlamıştır. Osmanlı Devleti bünyesindeki çeşitli milliyet mensuplarının varlıklarını korumak, geliştirmek ve kabil olursa bağımsızlıklarını elde etmek amacıyla yaptıkları faaliyetleri müşahede eden ve Türk varlığını bu gelişmeler karşısında tehlikede gören Tıbbiyeli öğrencilerin, aralarında yaptıkları faaliyetleri müşahede eden ve Türk varlığının bu gelişmelere karşısında tehlikede gören Tıbbiyeli öğrencilerin, aralarında yaptıkları toplantılardan sonra hazırladıkları beyanname, Türk Ocağı´nın kuruluş dayanağı oluşturmuştur. "190 Tıbbiyeli Türk Evladı" adına kaleme alınan bu beyannamede "Türk kavminin hayatı inkıraz yaşadığı" belirtilir ve buna "selefleri gibi lakayt kalamayacakları" ifade edilir.

Beyannamenin yayınlanmasından sonra öğrenci temsilcileri dönemin önde gelen milliyetçi aydınlarıyla görüşmeler yaparlar ve bir milli teşkilatın kurulmasını teklif ederler. Ön görüşmeleri takiben 20 Haziran 1911 tarihinde Ahmet Ağaoğlu´nun evinde yapılan toplantıda bu amaçla bir derneğin kurulması uygun görülür ve Dr. Fuat Sabit Ağacık´ın teklifiyle adının "Türk Ocağı" olması kararlaştırılır.

Aralarından seçilen geçici idare heyetinde, Mehmet Emin Yurdakul (Başkan), Dr. Fuat Sabit Ağacık (Veznedar) olarak görev alırlar.

Fiili kuruluştan yaklaşık dokuz ay sonra, 25 Mart 1912 tarihinde gerekli hazırlıklar tamamlanarak resmi kuruluş gerçekleştirilir.

Mehmet Emin Yurdakul (Türk Ocağı Kurucusu)

Mehmet Emin Yurdakul, Cumhuriyet dönemi Türk şairlerdendir. Türk Milli Edebiyat akımının öncü şairleri arasında yer almıştır. Türk milletinin yüceliğini şiirlerinde haykıran ve "Millî şair" sıfatını alan Mehmet Emin Yurdakul, 1869´da İstanbul´da doğmuştur.

Temiz ve doğru olarak kullandığı Türk dili ile yazdığı şiirleri, Türk milletine, özellikle savaş dönemlerinde destek olmuştur. M..Emin Yurdakul ülkü sahibi insan vasfında olduğu için memuriyet döneminde sık sık yeri değiştirilmiştir. "Türk Yurdu" dergisinde kuruculuk yapmış, ancak Erzurum´a gitmesiyle dergiyi Yusuf Akçura´ya bırakmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonunda hüznünü "Türk Hukuku" adlı düz yazıdan oluşan eseriyle dikkatleri çekmiştir. M. Emin Yurdakul, Türkçülük boyutundaki eserleriyle "Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur" diyerek fikirlerini ifade etmiştir. Savaş sırasında kahramanlık ve millî şuura dayanan şiirleriyle halka cesaret vermiştir. M. Emin Yurdakul´un şiirlerinin günümüzde de okunmasının ve sevilmesinin nedeni kullandığı saf Türkçedir. Kaynak: www.turkocagi.org.tr www.ulkuocaklari.org.tr


Serhad Artvin Gazetesi © 2012 Tüm Hakları Saklıdır.
İnönü Caddesi. Karahan İşhanı No:16/A - ARTVİN -- Tel :0(466) 212 11 29 - Faks: 0(466) 212 38 84 - E-Posta: osengun{at}hotmail.com