Ömer YERLİKAYA
Televizyonlar?
16.05.2018

 Televizyonlar…

Sosyal medya kültürümüz sıfır. Yani içselliğin yok olduğu kaba saba sözler, hakaretler, kalp kırmalar sürüp gidiyor. Ekranlarda bu gidişe adeta çanak tutuyor. Abarttıkça abartıyor. En küçük meseleyi büyütüyor farklı yönlerinden getiriyor ekrana, kurcalıyor, abartıyor ve bir numaralı sorun haline getiriyor. Özellikle magazin programları sanırsınız televizyon yayıncılığının odak noktasını oluşturuyor. Söylenmiş sözler abartılıyor, çoğaltılıyor, eklemeler yapılıyor ve iki insanın kavgası için önleri tamamıyla açılıyor. Ve söz düellosu başlıyor. Sosyal medya kültürümüz zayıf, televizyon kültürümüz zayıf olunca bu durumda toplum ahengini ayakta tutmak hiç kolay değildir. Cadde ortasında telefon konuşmasında sinirlenen birisi onlarca insanın ortasında güpegündüz telefonda konuştuğu her kimse ağız dolusu küfürler ediyor. Kimse de çıkıp sen ne yapıyorsun diyemiyor. Bakıyor ki bu küfürleri yapan normal birisi olamaz. O halde bunu ikaz etmek uyarmak meseleyi daha farklı alanlara çekebilir düşüncesi ile sesini çıkarmadan uzaklaşıyor.

Siyasetçilerde de aynı durum söz konusu. Partinin hiç bir önemi yok hangisi olursa olsun. Bir partiye hakaret etmek de ne denli doğru olabilir? Zira o partiye yüz binler, milyonlar oy veriyor. Siyasetin ağzını değiştirmedikçe bir karpuz gibi ortadan bölünmüşlük hali sürüp gidecektir. Her şey kazanmak için koltuk için olamaz, olmamalıdır. Her şey ülkemiz için her şey milletimiz için olmalıdır. Siyasilerimizin daha sakin ve daha uygun dil ile siyaset yapması en uygun olanıdır. Yani ekranlarda karşılıklı hakaretler tabanda insanları çok üzüyor. Enerjimizi birbirimizi küçük düşürerek hakaretler ederek değil insanımızı için daha neler yapabiliriz; ekonomiye, işsizliğe, eğitime nasıl çözümler bulabiliriz. Gençlerimize yeni iş sahaları nasıl oluşturabiliriz? Bunlarla yoğunlaşmamız gerekir. Yoksa aman ben kazanayım da ne olursa olsun yaklaşımı kimseye bir şey kazandırmaz. Siyasetin olgun tavrını karşısında hep insan var olmuştur. O halde insanımızı mutlu etmek de birinci ödevdir. Siyasetçi dersine iyi çalışmalıdır ki gelişmişlik seviyesinde neler yapabilir ve küresel dünyada neler oluyor; ilimde bilimde dünya nereye gidiyor? Bunları görmek ve adımlarımızı öyle atmak gerekiyor. Biz içeride birbirlerimiz ile kavga eder ve hırlaşırsak hem bir şey yapamayız ve hem huzurumuz yok olur. Bütün günümüzü gereksiz bir tartışma için de geçiririz. Bu kimseye yaramaz. Kavga ederek ülkemizin sorunlarına yardımcı olamayız.

Önümüzde iki ittifak ve dışında kalan bir iki parti var. 24 Haziranda oylarımızı kullanacağız. Tabii ki herkesin gidip oy kullanması gerekiyor. Seçim çalışmaları sürdürülürken siyasilerin hırçınlıkları, kavgaları öne çıkmamalıdır. Bazı siyasetçiler kavga istese de bu ortama girmeden ülke için neler yapılabilir durumu öne çıkarılmalıdır. Bu günlerde kader mahkûmları için ittifakın bir ortağından af önerisi getirildi. Hükümet ittifak ortaklarına gündemimizde af yok cevabını verdi. Ancak yorumcular buna bu gözle bakmıyor. Bu konu aralarında görüşülmüş, ittifakın bir sözcüsü alt yapıyı hazırlıyor seçime az günler kala büyük bir sürpriz yapılarak af çıkarılacak biçimin de yorumlanıyor. Aynı durum erken seçimler için de açıklanmış anacak hükümet tarafından gündemimizde böyle bir şey kesinlikle yok açıklaması gelmişti. Sonra ne olduğunu hep birlikte gördük. Ağustosta önerilen seçim daha öne Haziran ayına alınmıştı. Aynı biçim de seçime bir kaç gün kala genel bir affın çıkarılması da söz konusu olabilir. Tabii ki gerçek manada kader mahkûmlarını unutmak, içeride tutmak doğru değildir. Ne yapıyorsak insanımız için ülkemiz için yapmamız gerekiyor. Başka davranış biçimi bize yakışmaz. Kırmadan dökmeden birliktelik içinde hareket etmeliyiz. Aynı bilinç ile üretime dönmeliyiz.

Çiftçi diyor ki; menşei Türkiye yazan bir ürün bulmak artık çok zorlaştı. Ben bir mercimek almak için üç tane marketi dolaşıyorsam işimiz bitmiştir demektir. İşte bu duruma düşmeden kendi topraklarımızda kendi ürünlerimizi kendimiz üretmeliyiz. Şimdi ramazandayız her seferinde yetkililer fiyatlarınızı artırmayın, ramazanı kullanmayın diyorlar ama dinleyen yok. Pazardaki bütün ürünlerde yüksek fiyat artışları görülüyor. Baklavacılar birliği bu ramazanda baklavayı fıstıksız yapacaklar. Fıstık üreticiden altmış liraya alınıyor piyasada iki yüz on lira. Bir baklavaya ramazan boyunca zam yapmayacağız ama içine fıstık da koymayacağız! Aracı tefeci her yerde var. Bire aldığını üçe satıyor. Parayı parsel parsel götüren de onlar oluyor. Siyasetçi bunları görmeli, tezgâha yansıyan aşırı fiyatların muhakkak önüne geçilmelidir.

                                                                                                                                                             Sevgi ile kalın.


Bu makale 89 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları
Serhad Artvin Gazetesi © 2012 Tüm Hakları Saklıdır.
İnönü Caddesi. Karahan İşhanı No:16/A - ARTVİN -- Tel :0(466) 212 11 29 - Faks: 0(466) 212 38 84 - E-Posta: osengun{at}hotmail.com